Çanakkale, Muğla, Kahramanmaraş

TÜRKİYE’NİN KÖMÜR MÜCADELESİNİN ARŞİVİ

YÖNETİCİ ÖZETİ

Timothy Mitchell, ilk kez 2011 yılında yayınlanan Karbon Demokrasi: Petrol Çağında Siyasal İktidar adlı kitabında fosil yakıtların demokrasi ile ilişkisine derinlemesine bir şekilde bakar. Modern kitle siyasetinin, enerjiyi yeni bir ölçekte kullanan yaşam biçimlerinin gelişmesiyle mümkün olduğunu belirten Mitchell’in (2011, sy.29) ana odağı petrol olsa da kömür meselesini de es geçmez.

Varlığı milyonlarca yıl öncesine dayanan ve sanayi devriminden önce de bilinip kullanılan kömür, 1712’de piyasaya sürülen atmosferik basınçlı bir buhar makinasıyla madencilerin ürettikleri enerjiden daha azını kullanarak daha derinlerde kazıların yapılabilmesini sağlar. Daha öncesinde hızlanan büyüme atakları bir ya da iki nesil sürmekteyken, dünyanın fosil yakıt depolarına daha önce görülmemiş bir şekilde ulaşabilme ve bu yakıtları hızla tüketme kabiliyeti, bu üstel büyümenin yirmi birinci yüzyılın başlarına kadar, yani 200 yılı aşkın bir süre devam etmesini sağlamıştır. Mitchell (2011; 33) 1800 yılında neredeyse tamamen suyla çalıştırılan, tahmini 170.000 beygir gücünden, 1870’de yaklaşık 2,2 milyon beygir gücüne ve 1907’de ise 10,5 milyon gücüne çıkıldığını belirtir. Katlanarak artan dünyadaki kömür üretimi 2015 yılında ise azami noktasına ulaşmıştır ve o tarihten itibaren ise istikrarlı bir şekilde düşüşe geçtiği belirtilebilir. Bu süreçte zaman zaman tekrar ivme kazansa bile, kömürün son evresine giriş yaptığımız kuvvetle muhtemel söylenebilir (Turiel; 2024).

Fosil yakıtlardan ortaya çıkan enerjinin dağıtımında yeni yolların bulunması; kömürün, petrolün ve doğalgazın hızlı ve kolay bir şekilde taşınabilmesine olanak sağladı. İnsanların hayatta kalmak için enerji kaynağına yakın bir noktada yaşama zorunluluğunun ortadan kalkması; şehirlerde yaşayan nüfusun hızlı bir şekilde artmasında önemli bir etkendir. Bu husus ise ekonomik faaliyetlerden, gündelik hayat pratiklerimize birçok durumu şekillendirmiştir. Sürekli artan enerji arzı, zaman ve mekan içindeki insan ilişkilerini, yeni kitle siyaseti biçimlerine izin verecek şekilde değiştirmiştir (Mitchell, 2011; 33). Örneğin; 19. ve 20. yüzyıl boyunca maden işçilerinin grevleri, önemli hak taleplerinin karşılığını bulduğu kitlesel katılımlarla gerçekleşmiştir.

Batı ülkeleri; fosil yakıtlar ve onlar üzerindeki kontrolleri sayesinde dünyada kendi hegemonyalarını kurdular. Bu hegemonik sistem çeşitli ekonomi politikalarıyla da küresel ölçekte kendisini göstermiştir. Kapitalizmin yaşamakta olduğu birikim krizlerine çözüm olarak 1970’li yıllarda devreye neoliberal politikalar girmiştir. Neoliberalleşme kısaca her şeyin finansallaşması olarak tanımlanır (Harvey; 2015a: 41). “Pazarda satılmak üzere üretilen bir nesne” olarak tanımlanan meta artık her şeydir (2001: 75 akt. Çoban, 2018: 212). Doğa, toprak bir meta olarak endüstrinin, sermayenin kullanımına açılmıştır. Bu çalışmanın temelinin; 1980’ler itibariyle Türkiye’de de uygulanmaya başlanan neoliberal politikalarla birlikte ortaya çıkan kömürlü termik santral yatırımlarına dayandığı belirtilmelidir. Kömür madenciliği ve işçi eylemleri, kömürlü termik santral kurma ve elektrik üretme gibi durumlar çok daha öncesine dayansa da; Türkiye’de toprağın bir meta olarak görülüp, doğal kullanım değerlerinin parasallaştırılması, ticarileştirilmesi yerel ekolojik hareketleri de ortaya çıkaran bir dinamik olmuştur. 1980’lerden günümüze Türkiye’nin farklı köşelerinde Heidegger’in “doğa muazzam bir benzin istasyonudur” (Harvey, 2015b: 254) ifadesini içselleştiren neoliberal politikalar aracılığıyla doğal kullanım değerleri olan toprak, orman, deniz ticarileştirilmiş, tahrip edilmiş ve yaşam alanları gün be gün yok olmuştur. Buna karşın insanlar yaşam alanları savunmak için bir araya gelmiş ve mücadele etmiştir. Belirttiğimiz üzere sürekli artan enerji arzının; kitle siyaseti, toplumsal hareketler üzerindeki etkileri de günümüze kadar tezahür etmektedir. Geçmişten günümüze bu tezahürü tanımak, anlamak ve anlamlandırmak bugünkü doğa savunuculuğu, iklim eylemliliği için elzemdir. Hikayesini bilmediğimiz süreçlerde boşluklar yanlış bilgilerle dolabilir; elde edilen deneyimler boşa çıkabilir ve tekrarlayan bir enerji, zaman ve motivasyon kaybı yaşanabilir. Hem mücadelenin hem de mücadele edilen gelişmelerin arşivlenmesi bu sebeple önemlidir.

Beyond Fossil Fuels desteği ile yürütülen bu arşiv-almanak çalışmasında süregelen belli başlı kömürlü termik santral projelerinin basında yer alan tezahürleri derlenerek; fosil yakıt karşıtı mücadeleyi güçlendirecek bilgi birikimin hafızalaştırılması hedeflenmiştir.

Geçmişten günümüze bu hafızayı oluşturan tüm paydaşlara faal çalışmaları içinde katkı sunması temennisiyle.

Kaynakça:

Çoban, A. (2018). Doğanın Metalaştırılması. Toplum ve Bilim, 143, 209-241

Harvey, D. (2015a). Neoliberalizmin Kısa Tarihi. İstanbul: SEL

Harvey, D. (2015b). On Yedi Çelişki ve Kapitalizmin Sonu. İstanbul: SEL

Mitchell, T. (2020), Karbon Demokrasi Petrol Çağında Siyasal İktidar, Dergah Yayınları

Turiel, A. (2024), Petro-Kıyamet: Küresel Enerji Krizi Nasıl Çözüle(meye)cek? Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

GİRİŞ

Kömür karşıtı sivil toplum hareketinde arşiv kültürünü güçlendirmeyi hedefleyen bu çalışma ile hedeflere erişmede etkinliğin ve etkililiğin artırılması; süreçte karşılaşılan güçlüklerin, eksikliklerin giderilmesi; sürekliliğin tesis edilmesi; hareket kimliğinin gelişimi; hataların gözden geçirilmesi; aynı işin farkında olmadan tekrardan yapılmasının engellenmesi; belirsizliklerin hızlı bir şekilde netleştirilmesi amaçlanmaktadır.

Bu çalışmada, Türkiye’de kömüre dayalı ekonominin yoğun bir şekilde sürdürüldüğü kentlerden üç tanesi ele almıştır. Muğla, Kahramanmaraş ve Çanakkale’de kurulan kömürlü termik santrallerin proje aşamasından 2024 yılına kadar basında yer alan haberleri derlenmiş ve kronolojik olarak sıralanmıştır. Yazılı haber kaynaklarının yanı sıra video haberler de içerik olarak bu çalışmada yer almaktadır.

ARŞİV

Arşiv neden önemlidir? Kömürlü termik santrallere karşı mücadele yürüten sivil toplum paydaşlarından kendi alanları özelinde etkili ve düzenli bir arşivin önemine dair görüşlerini; aynı zamanda yerel ölçekte yürüttükleri mücadelenin hikayelerini dinledik. Aşağıdaki linkler üzerinden erişebilirsiniz.

Süheyla Doğan | Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği

Deniz Gümüşel |Temiz Hava Hakkı Platformu

Muhammed Yavaş | Gazeteci/ Çan Çevre Derneği

Mehmet Dalkanat | Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu

Pınar Gayretli | Hukukçu/ Temiz Hava Hakkı Platformu

2015’ten bu yana Türkiye’de hava kirliliğinin sağlık etkileri hakkında çalışan Temiz Hava Hakkı Platformu‘nun yayınladığı raporlar, ülkemiz için kilometre taşlarını belirlemede önemli bir rol oynuyor.

KÜNYE

Arşiv Koordinatörü ve Araştırmacı:

Tasarım: